Disleksi Tedavi Merkezi

Özel Öğrenme Güçlüğü (disleksi, disgrafi, diskalkuli) ile ilgili tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
0212 292 60 20 | 0546 428 53 63

DİSLEKSİ HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER-3

DİSLEKSİ HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER-3

5. Zekâ ile Disleksi Arasında Doğrusal Bir İlişki Vardır

Toplumda disleksili kişilerin bir tür zeka geriliği yaşadığı inancı hakimdir ancak bu gerçeği yansıtmamaktadır. Zeka testleri ve disleksi arasında herhangi bir bağ bulunmamaktadır. Yapılan bir çalışmada IQ seviyeler yüksek olan kişiler ile IQ seviyeleri düşük olan kişiler arasındaki okuma çalışmalarında herhangi anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu çalışma sonucu da zeka ve disleksi arasında anlamlı bir ilişki olmadığını, disleksinin düşük, orta ve yüksek IQ seviyelerine sahip kişilerde de görülebileceğini bize kanıtlamaktadır. (Fletcher ve diğ., 1994; Gus ve Samuelsson, 1999; Siegel, 1989; Stanovich, 1991; Thomson, 2003; Whyte, Curry ve Hale, 1985.

6. Disleksi Toplumlarda Nadir Görülen Bir Durumdur

Disleksinin toplumlarda sık görülmeyen nadir bir durum olduğu düşüncesi, disleksi hakkındaki diğer bir yanlış bilgidir. Türkiye’de, ülke genelinde yapılan, disleksili kişilerin varlığına ilişkin bir çalışmaya rastlanmasa da disleksinin dünyadaki ülkelerdeki varlığına göz atarak bu yargı hakkında daha net bilgi sahibi olunabilir. ABD’de öğrenme güçlüğü çeken kişiler %15-25’leri bulan bir orandadır. Bu öğrenme güçlüğü çeken kişilerin yaklaşık %80`inin ise disleksilidir. (Lerner, 1989). Disleksinin; İngiltere’de görülme oranı %10 iken, Almanya’da bireylerin %5’inde, Polonya’da okul çağı öğrencilerinin %10-15’inde, Hollanda’da yaklaşık %10 oranında disleksili kişilere rastlanmaktadır. Bu oranlara göre, her ülkede ortalama en az %5 oranında disleksili kişi bulunmaktadır. Yani her 20 kişide 1 kişinin disleksi olabileceği şeklinde düşünülebilir. Bu da disleksinin toplumlarda nadir görülen bir durum olmadığının net bir kanıtıdır. (BDA Dyszy-chudsinzka, 2009; GersonsWolfensberger ve Ruijssenaars, 1997; Kennison, 2013; Nijakowska, 2008; Shaywitz, 1998; Smythe ve Everatt, 2000; UNDP, 2008)

7. Bir Birey Okuyabiliyorsa O Disleksili Olamaz

Okuyabilen kişilerde disleksinin görülmediği inancı disleksi hakkında bilinen diğer bir yanlış bilgidir. Disleksili kişiler kelimelerin şekillerini hafızaya alarak, tanıdık hikâyeleri ezberleyerek, ilk harflerden sonra tahminde bulunarak okuma yapma gibi farklı tekniklerle bir süreye kadar okuma yapabilirler. Ancak hafızaları onları belli bir yere kadar götürmektedir. Kelimelerdeki ses birimlerini kodlayamadıkları için kendilerine yabancı gelen kelimeleri okumakta, akıcılıkta problemler yaşayarak disleksinin belirtilerini gösterebilmektedirler. Disleksi sadece okuma öğrenememe problemi olarak algılanmamalı disleksinin kişilerde farklı boyutlarda görülebileceği unutulmamalıdır.

8. Okuma Eğitimi Başlamadan Önce Bireydeki Disleksi Teşhis Edilemez

Çocuklarda, ilkokul seviyesine gelmeden ve okuma deneyimi ile tanışmadan önce disleksinin teşhis edilemeyeceği konusundaki düşünceler disleksi hakkında yanlış bilinen bilgilerden biridir. Yapılan araştırmalarda, sözlü dil becerileri kazanmada sıkıntı yaşayan çocukların sonrası için disleksi riski taşıdığını ortaya konmuştur. (Raschle,2015). 12 aylık çocuklarda görülen zayıf kelime alımı ve 18 ayda görülen zayıf kelime üretiminin sonraki yaşlarda görülebilecek dil gecikimine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Disleksili kişilerin aile geçmişindeki okuma güçlükleri araştırılarak kişinin konuşmalardaki gecikmesine, sık sık kelime karıştırmasına , zaman ve mekan kavramlarını kullanma, sayma ve rakamsal işlemleri öğrenmede sıkıntı yaşamasına ve düşük benlik algısına bakarak da ilkokul öncesi dönemde disleksi erken teşhisi yapılabilir.

9. Disleksi Çocuklarda Bulunur, Yetişkinlerde Bulunmaz

Disleksinin sadece çocuklarda görülebileceği, yetişkinlerde disleksinin olmayacağı düşüncesi diğer bir yanlış bilinen yanılgıdır. Disleksili bir çocuk disleksili yetişkine dönüşebilmektedir. Disleksinin geçici bir durum olduğu ve eğitimle tamamen ortadan kalkacağı düşüncesi de diğer bir yanılgıdır. Disleksili kişiler doğru ve sistematik bir eğitim sağlandığı takdirde doğru okumayı öğrendikleri bir gerçektir. Ancak bu kişilerin okumadaki yavaşlığı ve akıcı okuma problemleri ömür boyu sürmektedir. Doğru tanılama uygun ve zamanında eğitim, aile öğretmen arkadaş desteğiyle disleksili bireyler, okulda ve daha sonra yetişkinlikte başarılı bir birey olabilirler. Çünkü disleksi her tür zeka seviyesinde görülebilen bir durumdur. (Davis, 2010; IDA, 2009).

10. Disleksi Yalnız Medikal Tedavi Yöntemleri ile Tedavi Edilebilir Disleksinin medikal bir teşhis ve ilaç tedavisi ile iyileşme göstereceği düşüncesi bir diğer yanlış algıdır. Disleksi ilaç tedavisi ile iyileşme göstermez. Okuma konusunda uzmanlaşmış kişilerin uygulayacağı değerlendirme ve yöntemler ile teşhis edilir ve eğitsel yöntemler ile tedavi edilir. Özel bir eğitim programı hazırlanmadan disleksi kendi kendine iyileşme göstermez. Ancak kişide disleksiden kaynaklı sosyal fobi, düşük benlik algısı , kaygı depresyon, hiperaktivite, dikkat eksikliği gibi problemler yaşayan disleksililere ilaç ile tedavi gerekebilir.

Bir Cevap Yazın

Call Now ButtonBizi Arayın