Disleksi Tedavi Merkezi

Özel Öğrenme Güçlüğü (disleksi, disgrafi, diskalkuli) ile ilgili tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
0212 292 60 20 | 0546 428 53 63

Disleksi ve Nöroplastisite

Disleksi ve Nöroplastisite

Disleksi uzun bir süre boyunca beyin temelli, tedavi edilemeyecek ve ömür boyu sürecek bir sorun olarak görülmüştür. Bu yaklaşıma göre beyinde düzeltilemeyen bir sorun vardır ve bu nedenle disleksiye sahip kişiler, bununla başa çıkmak için başka yollar öğrenmek zorundadır. Beynin işleyişini incelemek için beyin tarama yöntemlerini kullanan modern nörolojik araştırmaların ortaya çıkmasıyla, disleksi, kelimeleri etkili bir şekilde işlemek için beynin alanlarını yeniden eğiterek düzeltilebilen gelişimsel bir durum olarak tanımlanmaya başlamıştır.

Nöroplastisite olarak da bilinen beyin esnekliği, beynin kazanılan deneyimler sonucunda değişime ve uyum sağlamaya olan yeteneğini ifade eden bir terimdir. Aynı zamanda beyindeki sinir ağlarının büyüme ve yeniden yapılanma yoluyla değişme yeteneği anlamına gelir.(Goldstein & Van Hooff, 2019). Bu yapısıyla beyin, çalışma şekli değiştirilerek yeniden eğitilebilir.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) sinirbilimciler tarafından yapılmış bir araştırma (Norton ve diğerleri, 2015) disleksiye sahip kişilerin beyinlerinde bulunan ayırt edici nöral bir durumu tanımlayarak bu bireylerin neden okumayı öğrenmede güçlük çektiklerini açıklamıştır. Araştırmacılar, çeşitli görevleri yerine getirirken okuma güçlüğü olan ve olmayan genç yetişkinlerin beyinlerini taramak için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) yöntemini kullanmıştır. İlk deneyde katılımcılar, ya dört farklı konuşmacı ya da tek bir konuşmacı tarafından okunan bir dizi kelimeyi dinlemişlerdir. MRI taramaları, her katılımcı grubunda farklı aktivite durumlarını ortaya çıkarmıştır. Disleksiye sahip olmayan insanlarda, beynin dile dahil olan bölgeleri, aynı konuşmacı tarafından söylenen kelimeleri duyduktan sonra nöral adaptasyon göstermiştir, ancak farklı konuşmacılar kelimeleri söylediğinde göstermemiştir. Bununla birlikte, disleksiye sahip katılımcılar, tek bir konuşmacı tarafından söylenen kelimelere çok daha az adaptasyon göstermiştir. Araştırmacılar daha sonra bu etkinin ne kadar geniş olabileceğini test etmek için bir dizi deney düzenlemiştir. Bu deneyde katılımcılardan aynı veya farklı kelimelere; aynı veya farklı nesnelerin ve yüzlerin resimlerine serilerine bakmaları istenmiştir. Her durumda, disleksiye sahip kişilerde, sırasıyla kelimeleri, nesneleri ve yüzleri yorumlamaya ayrılmış beyin bölgelerinin, aynı uyaranlar birden çok kez tekrarlandığında nöral adaptasyon göstermediğini bulmuşlardır.

Özetle araştırmanın genel sonuçlarından biri disleksiye sahip kişilerde beynin tekrarlanan bir girdiye alışma yeteneğinin azaldığının keşfedilmesidir. Bu durum nöral adaptasyon olarak bilinen bir özelliktir. Başka bir deyişle, disleksiye sahip katılımcılar önceden yapılmış bir denemede gösterilen bilgiler tekrar sunulduğunda bu bilgileri tamamen yeniymiş gibi algılamışlardır. Örneğin, disleksiye sahip öğrenciler aynı kelimeyi tekrar tekrar gördüklerinde, okumaya dahil olan beyin bölgeleri, tipik okuyucularda görülen uyumu göstermez. Bu sonuç disleksiye sahip kişilerde beyin aktivitesinde düşük seviyede esneklik sergilendiğini kanıtlamaktadır. Söz konusu esneklik yeni şeyler öğrenme yeteneğinin temelini oluşturmaktadır. Bu durum, disleksiye sahip çocukların davranışını ve öğrenme kapasitesini etkilemektedir.  Düşük esnekliğin bir belirtisi, tekrarlara uyum sağlayamama anlamına gelebilir. Bu, hem sosyal olarak (yüz tanımada olduğu gibi) hem de akademik olarak (kelime tekrarı ve akılda kalmada olduğu gibi) tekrarlayan durumları kapsar. Bu araştırma, disleksiye sahip bireylerde okuma güçlükleri hakkında bir fikir verebilmesi açısından önemlidir. Çünkü okuma, harflerin seslere dönüştürülmesi ve ardından kelime oluşturmak için harmanlanmasını gerektiren esneklik unsurlarını içerir. Araştırma aynı zamanda ezberleme ve ezberci öğrenme gibi statik öğrenme tekniklerinin disleksiye sahip olan çocuklar için etkili olamayabileceğini açıklamaya yardımcı olabilir.

KAYNAKÇALAR

Goldstein, E. B., Van Hooff, J. C. (2019). Cognitive psychology. Cengage Learning. 

Norton, E. S., Beach, S. D., & Gabrieli, J. D. (2015). Neurobiology of dyslexia. Current Opinion in Neurobiology, 30, 73–78. https://doi.org/10.1016/j.conb.2014.09.007 

Bir Cevap Yazın

Call Now ButtonBizi Arayın